7 Mart 2015 Cumartesi

Tecavüz Ettim, Katlettim ve Devam Edeceğim, Çünkü Benim Sırtım Kalın




Vildan Sevil

        


Tecavüz Ettim, Katlettim ve Devam Edeceğim… Çünkü Benim Sırtım Kalın

“Adalet Bakanlığının verilerine göre 2002-2009 yılları arasında öldürülen kadın sayısı yüzde 1400 artış gösterdi” dediler. “Hadi canım sen de… Eskiden de vardı ama duyulmuyordu” dediler, sustum.
Yıllarca “Türban da türban, başörtülü mağdur bacılarımız” diye iki gözü iki çeşme yaygara kopardılar. “İnanç özgürlüğü” dedim, hatta destek bile verdim.

Doğuracağım çocuk sayısına, kürtaj hakkıma, doğum biçimime, giyimime kuşanıma, yürümeme, oturmama kalkmama karar verdiler, sustum.
Kahkaha atmamı iffetsizlik saydılar, sesim çıkmadı.
Kadına şiddet abartılıyor, ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmam” dedi bir büyüğümüz, aldırmadım.

Devletin yakın himayesindeki Furkan Vakfı yöneticisi “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor” ifadelerini kullandı. “Yuh artık!” deyip geçiştirdim.
Diyanet Başkanlığı, Nişanlıların flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, dedikoduya mahal verecek şekilde baş başa kalmaları, öpüşmeleri, el ele tutuşmaları ve benzeri İslam’ın onaylamadığı davranışlardan uzak durmaları gerekir" diye fetva verdi. Camilere, havı hoca toplantılarına koşup bu ve benzeri nice fetvanın, hutbenin, vaazın döküldüğü ağızların karşısında ellerimi kavuşturup saf tutttum. Ağız birliği edip  “İslam böyle emrediyor” dedim.

“6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” ya da “ Kendi kızımı bile kucağıma alıp sevemem” bile dediler.
IŞİD ilk önce kadınları hedef aldı. Tecavüz etti, katletti. Küçücük kızları köle pazarlarında sattı. Aklımın almadığı fetvalar ve böylesi vahşet karşısında bu durumlarda hep yaptığım gibi “Gerçek İslam bu değil, bunlarınki yobazlık” deyip geçiştirdim. Gerçek İslamın sesi soluğu çıkmadı bir türlü. Ben de sustum.
Karma eğitimi sonlandırıp kızlarla erkekleri ayırmaya başladılar. Toplu taşıma araçlarını, gişeleri bile ayırmaya başladılar. Din ve ahlak derslerinde kadınları küçük düşürmeye, aşağılamaya, itaate zorladılar devam ettiler, boyun eğdim.

Hangi birini sayayım Özgecan, hangi birini?...
Kadın eve kapatılması gereken, cinsel bir nesne oldu iyice. Okul, eğitim, çalışma hayatı gereksiz artık onun için. İtaatkâr, şimdi daha çok “Kafasına vur, lokmasını al” bir varlık o. Hatta pekçok kadının da rızasıyla...

İlkellikle, köhnemiş değer yargılarıyla, şiddetle yoğrulmuş ERKEK kişiliğinin önünde kadın daha yalnız, daha korunmasız bırakılmalıydı ki erkek zevkinin ve gücünün tadını çıkarsın, sömürü sistemi tıkır tıkır işlesin. Sistemin kiri örtülsün. İki cins arasındaki ilişki vajina-penise indirgensin. Böylece egemenlere karşı koyacak güç iyice bölünsün, parçalansın, insanlar kolayca yönetilsin, güdülsün.
İşte ben sustukça Özgecan, işte ben böyle boyun eğdikçe...

Son 12 yılda kadın, erkek, kız çocuğu demeden, tecavüzler arttıkça arttı...  Cinayetler arttıkça arttı.
Faillerin içinde devlet memurları, güvenlik güçleri, iktidar partisinden yöneticiler, kocalar, sevgililer, abiler, babalar, yazar diye gazete köşesi işgal edenler... Kimler yoktu ki?...
Çoğu, hafifletici nedenler bulunarak salınıverildi ya da lütfen birazcık cezayla kurtuldular. O hafifletici nedenler, ölenin kadın olmasındandı. Ya rızası vardı... Ya o saatte sokakta ne işi vardı... Ya itaatsizlik etmişti... Ya kuyruk sallamıştı... Ya dekolte giyinmişti... Yani kadın, kadın olduğu için zaten suçluydu ve tecavüzcü, katil TAHRİK olmuştu. Hiç punduna getiremeseler, sanıkların suçları, duruşmadaki iyi halinden ötürü azalıyordu.

Böylesine güç alınca katiller “Tecavüz Ettim, Katlettim ve Devam Edeceğim… Çünkü Benim Sırtım Kalın” deyip en ilkel biçimiyle şahlanmaz mı, kadına ön yargılarla şartlandırılmış, eğitimsiz, dizginsiz cinsel dürtüler? Çoğalmaz mı bu yaratıklar?

Azmettiricileri, din ahlak adı altında ilkel töreleri, geri anlayışları besleyen devlet politikaları, devlet gücü olunca kim tutar tecavüzcüleri  Özgecan? Kim tutar onları? Engellersek biz engelleyeceğiz isyanımızla ama korkumuzdan bir kolayını bulup biz de susuyoruz Özgecan, susuyorum.
Biber gazından, coptan, dayaktan, polis kurşunundan korkup susuyoruz Özgecan, susuyorum.
“Tecavüz dünyanın her yerinde var” diyorlar Özgecan. Dünyanın her yerinde varmış.
Ama dünyanın  hangi ülkelerinde devletler, hangi rejimler tecavüzleri, tecavüzcüleri böylesine hoşgörüyor, koruyor?... Sormuyoruz, sormuyorum.

Susuyoruz, susuyorum Özgecan. Biz böyle değildik. Her türlü pisliğe böylesine boyun eğmezdik. Aklımıza, vicdanımıza da tecavüz ettiler. Aklımızı, vicdanımızı da katlettiler Özgecan. Sustum, sustuk.
Sakın beni bağışlama Özgecan.
Ben de bir tecavüzcüyüm, bir katilim!

.Kökü kazınacak yerde, devlet eliyle beslenen, büyütülen cinsiyetçi, kadını iten, aşağılayan, cinsel nesne olarak gören politikalardan, eğitimden  vazgeçilene kadar
. Kadına, çocuğa  şiddete yönelik cezalar çağdaş anlayışla en üst düzeye yükseltilene kadar
. İnfaz yasasındaki indirim, iyi hal gibi cezayı azaltıcı yasa maddelerinin bu suçlarda uygulanmasını engelleyen yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar
.Çağdaş ve adil bir yönetimi, güvenlik güçlerini, yargıyı oluşturana kadar
.Bu suçları besleyen kültürü, politikaları, uygulamaları örtmeye, yeni siyasal rantlar elde etmeye yönelik hadım etme, idam cezası gibi gözbağacılığa izin vermeyince kadar
. Yani Özgecan... Aklımızın ve vicdanımızın sesi yeniden çıkana kadar... Kendimize, çocuklarımıza sahip çıkana kadar

SAKIN BENİ, BİZİ BAĞIŞLAMA ÖZGECAN!
SAKIN BAĞIŞLAMAYIN ÖZGECANLAR!
KADIN ERKEK HEPİMİZ TECAVÜZCÜYÜZ, KATİLİZ ÇÜNKÜ!
16.02.2015
Vildan Sevil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.