12 Mart 2014 Çarşamba

Refah Gemisi Niye Batırıldı ?



Refah Şehitleri Anıtı






Ters Açı 1923








DEMİR VE ÇELİĞİN VERDİĞİ GÜÇ

1930’lu yılların ikinci yarısında, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu kadroları sanayileşme hedefine ulaşılabilmesi için demir ve çelik üretimini sağlayacak bir demir çelik fabrikasının hayaliyle yanıp kavrulmaktaydı. Nihayet 1937 yılında ülkemizin ilk demir çelik fabrikasının temeli Karabük’te atılır. Fabrika 1939 yılında üretime geçer. Bir taraftan Karabük Demir Çelik Fabrikasının hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla demir aramalarına başlanmış, diğer taraftan aynı dönem içerisinde, ülkenin petrol rezervlerinin saptanması ve işletilmesi, krom, bakır, manyezit, çinko ve kurşun başta olmak üzere birçok madenin aranması ve üretimi ve sanayide kullanımı ile ilgili projelendirme çalışmaları yürütülmeye çalışılmıştır.

1930’lu yılların sonunda, Dünya yeni bir paylaşım savaşının ortasında kalır. Savaşın saldırgan ve yayılmacı gücü Almanya, Avrupa’da ülkeleri birer birer işgal ederek Sovyetler birliğine doğru ilerlemektedir.

Ancak, Aachen Teknik Üniversitesinde görevli Alman fizik Profesörü Wilhem Fucks ve arkadaşları daha henüz savaşın başında Almanya’nın yenileceğini söylemekte ve savaşın zamanı ile Almanya’nın kaç yıl dayanabileceği konusunda aralarında bahse girmektedirler. Almanya’nın savaştan yenik çıkacağı kehanetinde bulunan Wilhem Fucks bu kehanetinin yalın bilimsel tabanını; savaş sırasında batan gemilerin ve parçalanan tankların yerine yenilerinin yapılması için gereksinim duyduğu çelik ve çelik üretimi karşısında; ABD ile İngiltere’nin toplam çelik üretiminin, (o tarihlerde) Almanya ile Japonya’nın toplam çelik üretiminin yaklaşık iki katı olması gerçeğine dayandırıyordu.

Ayrıca; Alman demir çelik sanayi demir çelik üretimi için ihtiyaç duyduğu manganez ve kromit kaynakları ısından dışa bağımlı bir ülke konumundaydı. Bu bilimsel ve lojistik gerçeklerin farkında olan İngiltere, Amerika ve Sovyetler Birliği savaş sırasında Almanya’nın çelik üretim yeteneğini tamamen ortadan kaldırılarak savaşın bir an önce lehlerine sonuçlanması için bir taraftan Almanya’nın uluslararası piyasadan manganez ve kromit alımını engellemeye dönük diğer taraftan da hammadde kaynaklarını ele geçirmeye yönelmiş önemli askeri, diplomatik ve ticari çabalar sarf etmekteydi. Bu çabaların merkezinde Türkiye yer alıyordu. Çünkü demir çelik ve özellikle savaş sanayisinin ihtiyaç duyduğu kromitin Avrupa’ya yakın tek tedarik kaynağı Türkiye idi.

GÜCE GİDEN YOLDA PASLAŞMALAR
(Ticari Çabalar)

2. Dünya savaşı boyunca ülkemizin en önemli ihraç ürünleri arasında kromit yer almaktaydı. 1939 yılında ülkemiz Dünya kromit üretiminin %16,4’ünü yaklaşık olarak 190.000 tonunu tek başına sağlamıştı. Savaş, silah üretimini (tank, zırhlı gemiler,top, tüfek…) arttırıyor buda demir çelik üretimini tahrik ediyordu. Savaş boyunca da üretim ve ihracat sürekli yüksek düzeyde kaldı. Savaş yıllarında Türkiye’nin kromit üretimi ton olarak aşağıda verilmiştir.

YILLAR TON
1939 183.300
1940 169.800
1941 135.700
1942 116.300
1943 154.500
1944 182.100
1945 148.100

Mevcut durum ve 2. Dünya savaşı taraflarından miğfer devletlerinin demir çelik ve silah üretiminde kullandıkları kromit kaynaklarından yoksun oluşu, savaş boyunca tarafsız kalmaya çalışan Türkiye üzerinde müttefik devletlerin benzeri görülmemiş baskılarına maruz bırakmıştı.

1939 yılında Türkiye ile Almanya ve ayrıca İngiltere ve Fransa arasındaki ticaret görüşmelerinde Kromit en çok tartışılan konu olarak yerini aldı. Nitekim o yıllarda olduğu gibi bugün de kromiti sanayisinde kullanamayan ülkemiz yer altı kaynaklarını işlemeden yabancı sanayi ve metalürji tesislerinin üretim hatlarına bağlamış bu ise ülkemizin sanayileşmemesinin en temel problemlerinden biri ola gelmiştir.

31 Ağustos 1939’da Türkiye ile Almanya arasındaki ödeme anlaşması sona erdi. Bu yıllarda politikacılar ülke ekonomisini bir taraftan Almanya’ya çok bağımlı duruma getirmiş olmaktan korktuklarından, diğer taraftan da İngiltere ve Fransa ile ticari ilişkiler kurdukları için sona eren ödeme anlaşmasını uzatmayı kabul etmemişti. 19 Ekim 1939 tarihli İngiltere, Fransa ve Türkiye ittifakına eklenen mali anlaşma İngiltere, Fransa ve Türkiye arasında sıkı ticari ilişkiler kurulmasını öngörüyordu.
 
Anlaşmaya dayalı olarak başlayan görüşmelerde İngilizler Türkiye’nin Almanya’ya Kromit satmamasını istiyorlardı Buna mukabil Türkiye ise; İngiltere’nin iki yıl içinde 200.000 ton kromit ve incir,tütün,üzüm ve fındık gibi tarım ürünlerini de almasını istiyordu. Hatta görüşmeler sırasında Türkiye İngiltere’nin Almanya’ya kromit satılmaması isteği karşısında, İngiltere’nin Türkiye’nin tarım ürünleri alması şartını koşmuştu.

Her ne kadar İngiltere kromiti satın alma konusunda istekliyse de Almanya’ya kromit ihraç edilmemesinin Türk tarım ürünlerinin İngiltere tarafından alınması şartına bağlanması İngiltere’de kızgınlık uyandıran bir husus oldu. Görüşmelerin kesilmek üzere olduğu bir noktada, Türkiye İngiltere’ye Türk kromitini 20 yıl süreyle alması teklifinde bulundu. Ancak bu öneride İngiltere tarafından reddedildi. İngiltere’nin karşı önerisi gelecek iki yıl içinde her yıl 50.000 ton kromit almak ve 1943’ten sonra da kromit ithalatında Türkiye’nin İngiltere’ye öncelik tanıması şeklindeydi.

18 Haziran 1941 tarihinde Türk Alman Dostluk İttifakı imzalandı. Bu dostluk anlaşmasının ardından yapılan ticari görüşmelerin esasını da Türk kromiti teşkil etmekteydi. Nitekim 18 Haziran 1941 tarihinden hemen sonra Almanya tarafından Türkiye’ye gönderilen Karl Clodius’un yürüttüğü görüşmelerin birinci gündem maddesini Almanya’nın Türkiye’den ithal edeceği kromit oluşturuyordu. Nihayet Ekim 1941’de görüşmeci Clodius adıyla anılan anlaşma imzalandı. Bu anlaşma uyarınca Türkiye İngilizlere tanınan önceliğin sona ermesinden üç ay sonra 15 Mart 1943 ile 31 Haziran 1943 tarihleri arasında Almanya’ya 45.000 ton kromit göndermeyi kabul etmekteydi.

Demir ve çeliğini, kromitini, manganez’ini işleyerek ileri metalürjik ürünlere dönüştüremeyen ve bunlardan özellikle savaş yıllarında ihtiyaç duyulan silahı yapamayan Türkiye’ye Yine aynı anlaşmaya göre Almanya tarafından 18 milyon lira değerinde askeri malzeme gönderilirse; Türkiye, 1943 yılında Almanya’ya açıktan 45.000 ton, 1944 yılında da 90.000 ton kromit ihraç edecekti.

Anlaşma Almanların acil kromit ihtiyacı karşısında tatminkar bulunmadığı gibi hoşlarına gitmemişti. Anlaşmadan hoşnut olamayan bir diğer tarafta İngiltere ve A.B.D. oldu İngiltere Türkiye’nin 20 yıl süreli kromit ihracat teklifini kabul etmemekten pişmanlık duymaktaydı.

Anlaşmayı engelleyemeyen İngiltere ve Amerika Miğfer ülkelerinin demir çelik ve silah sanayine stratejik değeri olan kromit’in ulaşmasını engellemek için sadece 1940 yılında Türkiye’den 151.066 ton kromit ithal etmişlerdi. (yapılan anlaşmaya göre sadece 50.000 ton kromit alacaklardı)

Ancak Türkiye Clodius anlaşmasına bağlı kalmış miğfer ülkelerine 1943 yılında 46.783 metreküp kromit, 9.508 metreküp pik demiri, 7.384 metreküp bakır, 966 metreküp demir cevheri ihraç etmişti.


REFAH GEMİSİ NEDEN VURULDU
(Askeri Çabalar) “Türk-Alman Dosluk Anlaşması ve Alman silah sanayine ihraç edilen kromit’in bedeli”

“1941 yılı başlarında Ankara’daki İngiliz Büyükelçisi, Sir Hugh Montgemery Knutcbull Huggensen Türk ilgililerine “Almanlarla saldırmazlık paktı imzalamazsanız, denizaltılarınızı vereceğiz” dediği gibi, dört uçak filosunun hediye edileceğini de bildirmişti. Ancak durum İngilizlerin istediği gibi gelişmedi ve Türk Alman Dostluk Antlaşması 18 Haziran 1941 tarihinde Ankara’da imzalandı. Almanlar Rusya’ya yapılacak Barbarossa Harekatından önce güney yanını güven altına almak istiyorlardı. Barbarossa harekatının
başladığı gün olan 22 Haziran 1941 günü Türkiye Cumhuriyeti de tarafsızlığını ilan etti.

İngilizlerle uzun yazışmalardan sonra, tam bu sıralarda, bir Türk askeri kafilesinin Mısır’dan İngiltere’ye hareket edecek olan İngiliz konvoyuna yetişmek üzere yola çıkarılması kararlaştırılmıştı. İngilizler kafilenin ısrarla 25 Haziran’da Mısır’da Port Said’de hazır olmasını şart koştular...

Milli Savunma Bakanlığı (Bakan; Saffet Arıkan), askeri kafilenin Mısır’a götürülmesi için Ulaştırma Bakanlığından (Bakan; Cevdet Kerim İncedayı) bir gemi kiralanarak hazırlanmasını istemişti. Refah gemisi ya da o günkü diliyle “Refah Vapuru” dikkat çekmeyeceği düşüncesiyle bu görev için seçilmişti.

 Refah gemisi Musevi bir yurttaşımıza ait daha çok adına şarkılar yapılan dünya savaş sanayiinin stratejik maddesi olan Türkiye’nin kromunu taşımakta kullanılan 5.000 tonluk bir yük gemisiydi. 1941 yılında İngilizlere Mısır yoluyla krom taşıyan bir şilepti. Türk kromu, 1942 yılına kadar İngiltere tarafından kapatılmıştı. Refah gemisine krom da yüklenmişti ancak sonra boşaltılmıştı. İngiltere’ye gönderilecek personelin, gemideki krom boşaltılarak gönderildiği basında yer almıştı. Bu konunun da tam açıklığa kavuşması gerekmektedir. Gemi Mısır’a krom götürmeye hazırlanırken, almış olduğu bu yeni görev üzerine yüklemiş olduğu kromu boşaltılmış mıdır, yoksa bu görevle birlikte krom yüklenmiş yolcu ya da Milli Savunma Bakanlığı ilgililerinin uyarısıyla mı boşaltılmıştır?...

Geminin torpillenerek batırılması konusu üzerinde önemli durulması gereken bir başka nokta da, Refah gemisinin 23 Haziran 1941 günü hareketinden önce Ankara’daki İngiliz elçiliğinden gelen bir görevli tarafından gemi rotasının verilmesidir. Kaptan İzzet Dalgakıran planlanan rotayı değiştirerek, İngilizlerin vermiş olduğu rotayı planlamıştır. “Refah Gemisi 23 Haziran 1941 günü saat 18.00’de Mersin limanından İngilizlerin çizmiş olduğu rotayı izleyerek ayrıldı. Geminin hareketinden yaklaşık 5 saat sonra 42-45 mil kadar gittikten sonra, Kıbrıs’ın Karpas açıklarındayken saat 23 sularında büyük bir patlama oldu. Gemi kimliği belirlenemeyen bir denizaltı tarafından atılan torpille torpillenmişti.”

Ele aldığımız konu bağlamında Refah vapurunun torpillenerek batırılmasında Türkiye ve Almanya arasında imzalanan 18 Haziran 1941 tarihli Türk Alman Dostluk İttifakının ve Türkiye’nin Almanya kromit ihraç etmesinin neden olduğunu ve bu suretle Türkiye’nin bir taraftan dostluk anlaşmasını askıya alması diğer taraftan da Almanlara kromit ihracının engellenmek istendiği söylenebilir. Vapurun takip ettiği rotayı İngilizlerin vermiş olması ve vapurun bu rota üzerinde torpillenmesi saldırıyı kimin yaptığı konusunda önemli bir ipucu vermektedir.

Haber Kaynağı : Ulusların Gücü ve Yurdumuzun Tükenişi yada Tüketilişi - M. Mustafa ÇINKI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.