16 Nisan 2014 Çarşamba

Topraklarımız Hızla Yabancılaşıyor

Cihan Dura

 

Gözlem bilimsel araştırmanın ilk adımıdır. O olmadan gerçekler bulunamaz. Türkiye’de çok uğursuz bir olgu AKP iktidarı ile birlikte çok tehlikeli bir hal almıştır. Yapacağım gözlemler
[i] bu olgu üzerinedir.

Türkiye’de yabancılar, Eylül 2013’e kadar 21 milyon metrekare büyüklüğünde arsa ve konut satın aldı.  Gayrimenkul sahibi yabancı uyrukluların sayısı 100 bini geçti. En fazla gayrimenkul satın alanlar 36 bin kişiyle İngilizler... İngilizleri sırasıyla Almanya ve Rusya vatandaşları izliyor. En fazla konut ve arsa alınan il, 4,9 milyon metrekare ile Antalya... Mütekabiliyeti kaldıran yasanın çıkışından sonraki 9 ay içinde 2 510’u arsa, 8 170’i konut olmak üzere toplam 10 680 taşınmaz satıldı. Alım yapan yabancı sayısı 11 bin… 
‘***’

Devletimiz, kendi topraklarını satışa çıkarmakta, AKP hükümeti sayesinde neredeyse lider… Ernst ve Young Avrupa Gayrimenkul Yatırımları Beklenti Göstergeleri Araştırması sonuçlarına göre Türkiye gayrimenkul piyasası, Avrupa’da en cazip ikinci pazar konumunda!...


İngiliz Da­ily Te­leg­raph ga­ze­te­si okur­la­rı­nı hararetle toprak satın almaya davet ediyor, Nerede? Tabiî Tür­ki­ye­’de, İs­tan­bu­l’­da, kı­yı böl­ge­le­rimiz­de... Ya­ban­cı­la­rın gay­ri­men­kul sa­tın al­ma­sı­nı ko­lay­laş­tı­ran ya­sal de­ği­şik­lik­le­ri vurgulayan ga­ze­te, ha­be­rin­de ül­ke ge­ne­lin­de en çok em­lak alan­la­rın Ruslar ve İn­gi­liz­ler ol­du­ğu­na dik­kat çekiyor.

Ve Yusuf Yavuz’un çok uyarıcı bir gözlemi… Tam yeri geldi, bakın ne yazıyor:  Fethiye’nin Yeşilüzümlü beldesindeyiz. Bir kahvede kalabalık bir grupla sohbet ediyoruz. Köylüler, geçmişte tütün, üzüm ve badem ürettiklerini anlatıyorlar. Adı üstünde, Yeşilüzümlü’de ev şarapçılığı da yaygınmış. Ancak tütün üretimi bitmiş. Arazilerin bir kısmı İngilizlere satılmış. Yeşilüzümlü’de yaklaşık 400’e yakın İngiliz villa yaparak yerleşmiş durumda. Kıyılardaki ortak slogan buraya da sıçramış: Eskiden araziler bizimdi, yabancılara sattık. Şimdi onlara hizmetçilik ediyoruz.”

Sonra Almanlar… İlgileri yalnız kıyılarımız mı, yalnız Antalya mı, Alanya mı? Hayır, bir de Batman sevdaları olduğu anlaşılıyor. Orhan Özkaya çekiyor dikkatimizi: Batman’da 2 milyon 71 bin metrekare alana tekabül eden 244 taşınmazın Almanlar tarafından satın alındığı açıklandı. Bu durum Batman ve Raman havzasının çok verimli ve kaliteli petrol yataklarına sahip olduğunun bir belirtisi olarak algılanmalı. Mayınlı arazilerde daha yakın zamanda bulunan petrol yataklarının kalitesi ve genişliği düşünüldüğünde ve ülkenin bir petrol denizi üzerinde yüzdüğü, bulunan petrol yataklarının vanalarının betonla kaplandığı iddiaları tarihsel süreçte ortaya konan raporlarla kanıtlandığı bilinirken, bu savlar göz ardı edilerek, söz konusu toprakların satılması büyük bir aymazlıktır.
‘***’

Biri yabancı, diğeri yerli iki firma… Türkiye’nin topraklarını satarak para kazanıyorlar. Elbette daha niceleri var, örnek olarak bu ikisini not edelim.

-Coldwell Banker… Türkiye Ülke Direktörü anlatıyor: Hedefimiz markamızı Türkiye’de pazar lideri yapmak… Yıllık 5 milyar dolar gayrimenkul satışı hedefliyoruz. 107 yıldır en çok ciro üreten gayrimenkul danışmanlık markası olan Coldwell Banker dünyada 50 ülkede, 3600’ü aşkın franchise ofisi, 120 bin gayrimenkul danışmanı, yıllık 500 milyar dolar satılan mülk değeri ve 6 milyar dolar alınan komisyon bedeliyle dünyanın en büyük danışmanlık şirketidir. 

-Yerli şirket ise, Ağaoğlu İnşaat…  Ali Ağaoğlu, yurtdışındaki ilk satış ofisini Dubai’de açmış. Fransa’nın Cannes kentinde yapılan dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı MIPIM’de de Türkiye için ayrılan alanın yarısını tek başına kapatmış. Ağaoğlu, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch ile de anlaşmış bulunuyor. Ağaoğlu İnşaat’ı yurtdışı atağına kaldıran sebep yabancılara yönelik satışlar ve yabancıya yönelik yeni projeler üretmesi… Ağaoğlu yabancıya gayrimenkul satışında mütekabiliyetin kaldırılması sonrası geçen 10 ayda 1 300 rezidans ve ofis satmış, bunun karşılığında 400 milyon dolar gelir elde etmiş. Bunların yüzde 95’i Ortadoğulu ve Araplar, yüzde 5’i ise Azeri, Amerikan ve Rus vatandaşlara satılmış. Öyle ki bir Arap ülkesi vatandaşı kredi kartıyla Ağaoğlu’ndan 10 konut birden almış. Ağaoğlu’nun Londra’da da bir arsası mevcut. Burada 54 katlı olarak şehrin en yüksek binasını yapmasına belediye imar izni vermiyor, ancak 44 kata kadar müsaade ediyor. Bodrum’da milyar dolarlık değere sahip konut arsası bulunan şirket, yurtdışından bir firma ile yabancıya yönelik konut projesi geliştiriyor.
Ne diyeyim, Türkiye’nin, sevgili vatanımızın toprakları üzerinden iyi ortaklık, iyi ticaret, iyi para…
‘***’

Ve toprak deyince, mutlaka karşımıza çıkan İsrail… Bu kez CHP Muğla milletvekili Tolga Çandar’dan alıyoruz haberi: Karacahisar Köyünün, termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazisi bir firma tarafından satın alınmış bulunuyor.  Önemli bir bölümü birinci derecede doğal SİT alanı olan araziye metrekaresi 2-3 liradan yok pahasına el konuluyor. Çandar soruyor: Söz konusu firma hangi ulusundur? Iğdır Ovasının tamamını satın alan ulusla aynısı olabilir mi? Iğdır Ovasının tamamını İsrailliler aldı. Harran Ovası’nın yarıdan fazlasını da... Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın aldı, alıyor. Ya kendileri tarafından ya da buradaki ortak firmaları tarafından...

İsrail’in dosyası hayli kabarık, Konya’da,  Mersin’de de iş başında, Orhan Özkaya’dan öğreniyoruz: “İsrail’in, Konya Karapınar ve çevresinde onlarca köyün arazisi ve Mersin Alata Çiftliği’nin 4056 dekarlık arazisini satın almak için giriştiği faaliyetler bilinmektedir.”
AKP hükümetinin mütekabiliyet ilkesini kaldırması, İsrail’e yaptığı en büyük ihsanlardan biri oldu bence. İsrail bu ilke yüzünden daha önce doğrudan alım yapamıyordu. Artık önünde hiçbir engel kalmadı.
‘***’

AKP hükümeti Türkiye’de yabancıya toprak satışını artırmak için elinden geleni yapıyor. Bazı uygulamaları da dolaylı olarak aynı sonucu veriyor. İşte son yıllarda başvurduğu, yabancıya toprak satışını artırıcı uygulamalar: Oturma izninin uzatılması, askeri bölgelerin satışa açılması, 2B arazileri, tarımda şirketleşme, kentsel dönüşüm.

1) AKP hükümeti Türkiye’den taşınmaz satın alan yabancıların oturma izni süresini “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” kapsamında üç aydan 1 yıla çıkardı. Bu 1 yıllık oturma süresi de 8 yıl boyunca her yıl uzatılarak devam edecekmiş. 8 yıl sonunda mülk sahibi yabancılara kalıcı ikamet izni verilecekmiş. Bu değişiklik toprak tacirlerini sevince boğdu. İşte bunlardan ikisinin sevinç çığlıkları…
Önce, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Genel Sekreteri ve Alanya Müteahhitler Birliği (MÜTBİR) Başkanı: Türkiye’de taşınmazı bulunan yabancılara en az 1 yıl oturma izni verilmesi, sektörümüze büyük teşvik oldu. Sektörün önünü kesen iki önemli engelden biri olan oturma izinlerinin kısa olması, yabancıların bölgemizden mülk almasında ve ikametinde önemli güven kaybına sebep oluyordu. Ülkemiz ve bölgemizden mülk alan yabancıların ikamet izinleri, hükümetçe, sektörün istediği gibi 1 yıl olarak uzatıldı. Sektör için sevindirici bir karardır bu.

Alanya’da yabancıların kurduğu dernekler var; biri de Rus Dili Konuşanlar İşbirliği ve Dayanışma Derneği... Bu derneğin başkanı da şöyle katılıyor şenliğe: "Konut satın alan yabancıların ülkelerine gidip gelmeleri ekstra masraf oluyordu. Aslında Türkiye’de yatırıma sıcak bakıyorlar. Bu kanun sayesinde satışlar artacak.”
Karar, yabancılara en fazla mülk satışının yapıldığı, 90 ülkeden 22 366 yabancının yaşadığı Alanya emlak sektöründe büyük sevinç yarattı. Bu sayede, 25 bin konut stoğu bulunan Alanya’da emlak sektörü hareketlenecek, konut satışında patlama olacakmış.
Buna karşılık, uygulamayı “Tek taraflı ticari imtiyaz”, “tam bir kapitülasyon” olarak niteleyen yazarlarımız var.
  
2) Uzun süredir söyleniyordu, sonunda askerî bölgeler de yabancıya satış kapsamına alındı. 2012’de mütekabiliyet koşulunu kaldıran yasa ile birlikte aralarında askerî bölgelerin de bulunduğu arazilerin yabancılara satışını kolaylaştıracak çalışmalara hız verildi. 81 ilin tamamında askerî bölgelerin sınırları yeniden çizildi. Bu değişiklikle bazı askeri bölgelerin de yabancılara satılmasının yolu açılmış oldu.
Bundan başka, AKP Hükümeti Türkiye’nin Ermenistan, İran, Nahçivan arasındaki sınırda kritik askeri yasak bölgede yer alan 75 bin dekarlık araziyi de “tarımsal faaliyete açma” adı altında 30 yıllığına özel sektöre kiraya vermiş bulunuyor. Bölge özellikle ABD’de yaşayan Ermenilerin ilgi alanı içindedir. Bazı ABD tarım firmaları da, bölgenin tarımsal faaliyete açılması halinde yatırım yapmayı düşünebileceklerini belirtmişler. Çok anlamlı ve yakından takip edilmesi gereken uygulama ve gelişmeler…

3) Dahası var, 2B arazileri… Yabancılar 2B Yasası ve 5737 sayılı Vakıflar Yasası kapsamında da toprak satın alabiliyor. 2B arazileri tarım arazileri dışında kalan ve üzerinde yapılaşma bulunan araziler... 
Hükümet, sıcak para ihtiyacını karşılamak için satacağı 2B arazilerinden 9.8 milyar liralık gelir bekliyor. Tapu ve Kadastro Eski Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya ise 2B arazilerinin yandaşlara, vurguncu emlakçilere, sermaye guruplarına, mafya ve cemaatlere yarayacağı görüşünde. 2B arazilerinin yeniden gündeme getirilmesinin arkasında asıl sıcak para girişinin azalması ile bütçe açığı var. Ve dikkat: 2B arazileri yabancılara, yabancı kapitalistlere de satılabilecek! Nasıl yabancılar ülkeden tarım arazisi satın alabiliyorsa, konut alabiliyorsa, 2B arazilerini de dolaylı veya dolaysız olarak alabilirler. Hiçbir engeli yok.
 
4) Gündemde bir yasa var: “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun Tasarısı”…  Ne var ki bu tasarı, Tayfun Özkaya vurguluyor, köylünün sahip olduğu toprakların, şirketlerin elinde toplanmasını sağlayacak hükümler taşıyor. Bu hedef “şirketlerin ve büyük işletmelerin daha verimli olduğu varsayımı”ndan kaynaklanıyor. Kısır bir neoliberal ideolojiye dayanan tasarıdaki bazı esaslar tarım topraklarının yerli ve yabancı büyük şirketlerin eline geçmesine yol açacaktır. Latin Amerika ülkelerinde tarım toprakları plantasyonlar halinde yabancı şirketlerin elindedir, halk yoksulluk içindedir.

5) Son olarak kaydedelim ki, Kentsel dönüşüm projeleri de yalnız yerli değil, yabancı yatırımcıları da çekecek bir yapılaşma dalgası yaratabilir.
 ‘***’
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti sonunda bu zilletlere mi düşecekti? Kendi topraklarını, Vatan topraklarını satmakta neredeyse birinci sırada! Alanlar İngilizler, Almanlar, Ruslar,… Dünyada nam salmış sömürgeci devletler… Şimdi Türk köylüsü onların yanında –doğruyu söylemek zorundayım- artık uşaklık yapıyor. AKP hükümetinin mütekabiliyet ilkesini kaldırmasından en çok yararlanan ülkelerden biri de İsrail… Büyük talanda hiç eksik olmuyor.

Nutuk’taki “bedhah”lar yine bir araya gelmiş, Vatan bildiğimiz, uğrunda fidanların vurulup düştüğü kutsal toprakları satarak para kazanıyorlar.

AKP Hükümeti çıldırmış, desem yeridir. Topraklarımızı elden çıkarmakta sınır tanımıyor, yeni yollar buluyor, yeni imkânlar yaratıyor; ticari imtiyazlar veriyor, kapitülasyonları hortlatıyor: Yabancıların oturma izinlerini uzatıyor, askerî bölgeleri satıyor. 2B arazileri yasası, tarımda şirketleşme, kentsel dönüşüm… Bunların hepsi yabancıya toprak satışını artırıcı araçlar içeriyor.
Toprak satmak ihanettir, her ne surette olursa olsun, son vermek gerekir.
“Vatan toprakları kutsaldır, kaderine terk edilemez.”


[i] Gözlemlerimi, Şubat 2013 ve Aralık 2013 tarihleri arasında yayınlanmış olan Cumhuriyet, Haber Erk, İlk Kurşun, Milli Birlik Haber, Mili İrade Bildirisi, Odatv, Ulusal Kanal, Usiad, Vatan, Yeniçağ, Yurt, Zaman gazetelerinin Internet sitelerinde yer alan haber ve makalelerden faydalanarak yaptım. Makale yazarları şunlardır: Arslan Bulut, İbrahim Balta, Orhan Özkaya, Tayfun Özkaya, Yusuf Yavuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.